Düzenleyici ve Sektörel

Türkiye'de Malpraktis Tazminatı: Zarar Kalemleri ve Miktarın Belirlenmesi

Türk hukukunda malpraktis tazminatı için bir tarife yoktur. Türk Borçlar Kanunu'ndaki maddi ve manevi zarar kalemleri, miktarın hangi delillerle ve nasıl hesaplandığı, tazminatı azaltan sebepler ve faizin hangi tarihten işlediği.

25 Temmuz 2026 14 dk okuma Türkçe
Görsel · Lex Lata

Türk hukuku tıbbi malpraktis tazminatı için ne bir tarife ne bir cetvel ne de bir emsal tutar öngörür. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu zarar kalemlerini — tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücü kaybı, ekonomik geleceğin sarsılması, cenaze giderleri ve destekten yoksun kalma; bunların yanında manevi tazminat — ve bu kalemlerin hesaplanma kurallarını koyar. Her kalemin tutarı ise somut dosyadaki delillere göre ayrı ayrı belirlenir; uygulamada bu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 266 uyarınca alınan bilirkişi hesabıyla olur ve hâkim TBK m. 51 ile m. 52 çerçevesinde bu tutar üzerinde takdirini kullanır. Dolayısıyla dolaşımdaki ortalama ya da tipik malpraktis tazminatı rakamlarının kanuni bir karşılığı yoktur.

Bu nedenle sorulması gereken soru “bu davalar ne kadar kazandırır” değil, “zararım hangi kalemlere giriyor ve her kalemi hangi delil belirliyor” sorusudur. Bu yazı ikinci soruyu ele alır. Türkiye’de malpraktis (tıbbi hata) hukuku başlıklı ana rehberimizin tazminat ayağını oluşturur; malpraktisin ne olduğu, sorumluluğun dayanağı, görevli mahkeme, zamanaşımı ve tüketici mahkemesindeki dava öncesi zorunlu arabuluculuk adımı orada ele alınmaktadır. Burada konu doğrudan tazminattır: zarar kalemleri ve kanuni dayanakları, mahkemenin miktara nasıl ulaştığı, tazminatı neyin azalttığı ve faizin hangi tarihten işlediği.

Zarar Kalemleri

Maddi zarar kalemlerinin neredeyse tamamı iki hükümde toplanmıştır: TBK m. 54 bedensel zararı, TBK m. 53 ölüm hâlini düzenler. Her iki madde de zararın “özellikle” sayılan kalemlerden oluştuğunu söyler; bu ibare sayımı örnekleyici kılar, sınırlayıcı değil. Yaralanmadan açıkça doğan bir zarar, listedeki başlıklardan birine tam oturmuyor diye dışlanmaz. Manevi tazminat ise ayrıca düzenlenmiştir: TBK m. 56 bir hesaplama kuralı değil, bir takdir yetkisi öngörür.

Zarar kalemiKanuni dayanakNeyi kapsarNasıl ispatlanır
Tedavi giderleriTBK m. 54, b. 1Tıbbi hatadan doğan tıbbi, cerrahi, rehabilitasyon ve bakım giderleri ile hastanın durumunun gerektirmeye devam edeceği bakım maliyetiFatura ve makbuzlar, tıbbi dosya, prognozun gerektirdiği ileri tedavi ve bakıma ilişkin bilirkişi görüşü
Kazanç kaybıTBK m. 54, b. 2İş göremezlik döneminde fiilen yoksun kalınan gelirBordro, vergi ve SGK kayıtları; serbest çalışanlar için defter, beyanname ve mali müşavir kayıtları
Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplarTBK m. 54, b. 3Kazanma yeteneğindeki kalıcı azalmanın çalışma yaşamı boyunca doğuracağı kayıpMaluliyet oranının tıbben tespiti; ardından bu oranın ispatlanmış gelire uygulandığı bilirkişi hesabı
Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplarTBK m. 54, b. 4Ölçülen bir çalışma gücü kaybının karşılamadığı, kişinin çalışma hayatındaki konumuna verilen zarar — aynı işi bulmanın, elde tutmanın veya sürdürmenin zorlaşmasıMesleğe ve mesleğin gereklerine ilişkin deliller; yaralanmanın o alanda istihdam edilebilirliği nasıl etkilediği
Cenaze giderleriTBK m. 53, b. 1Ölümle sonuçlanan olaylarFatura ve makbuzlar
Ölümden önceki tedavi giderleri ve çalışma gücü kayıplarıTBK m. 53, b. 2Ölüm hemen gerçekleşmemişse, aradaki dönemde doğan tedavi giderleri ve çalışma gücü kayıplarıO döneme ilişkin tıbbi dosya ve yapılan harcamalar
Destekten yoksun kalma tazminatıTBK m. 53, b. 3Ölenin fiilen sağladığı ve yakınlarının yitirdiği destekDesteğin fiilen sağlandığının ispatı, ölenin geliri ve desteğin devam edeceği süre
Manevi tazminat — zarar görenTBK m. 56/1Bedensel bütünlüğün zedelenmesi hâlinde uygun bir miktarHesap değil takdir: hâkim, tıbbi ve kişisel delillerden ortaya çıktığı biçimiyle olayın özelliklerini değerlendirir
Manevi tazminat — yakınlarTBK m. 56/2Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde yakınlara uygun bir miktarZararın ağırlığı ve fiilen mevcut olan yakınlık ilişkisi
Kişilik hakkının zedelenmesinde giderimTBK m. 58m. 56’dan ayrı bir dayanak; m. 58/2 uyarınca hâkim, para ödenmesi yerine veya buna ek olarak başka bir giderim biçimine — özellikle saldırıyı kınayan bir karara ve bu kararın yayımlanmasına — hükmedebilirİleri sürülen saldırının niteliğine göre değişir

Destek tazminatını akrabalık değil, desteğin kendisi belirler

TBK m. 53, talebi “ölenin desteğinden yoksun kalan kişiler”e tanır. Kanun’da talebi eşe, çocuklara veya yasal mirasçılara özgüleyen hiçbir sayım yoktur. Dolayısıyla davacının bu sıfatı taşıyıp taşımadığı bir maddi vakıa meselesidir: ölen fiilen destek sağlıyor muydu ve davacı bu desteği fiilen yitirdi mi. Bunun ispat bakımından doğrudan bir sonucu vardır: talep, desteğin gerçekte nasıl işlediğinin ve ne kadar süre devam edeceğinin ortaya konabilmesine bağlıdır.

Cezalandırıcı tazminat kalemi yoktur

Türk hukukunda cezalandırıcı, caydırıcı ya da ağırlaştırılmış tazminat diye bir kalem bulunmaz. TBK m. 51 tazminatı, davalıyı cezalandırma ölçüsüyle değil, zarar ve olayın koşulları ölçüsüyle belirler. TBK m. 55 aynı sonucu ters yönden pekiştirir: hesaplanan tazminat, miktarı esas alınarak hakkaniyet düşüncesiyle artırılamaz ve azaltılamaz. Kalemlerin ve delillerin ürettiği rakam neyse odur; büyük göründüğü için budanamaz, küçük göründüğü için de tamamlanamaz.

Mahkeme Miktarı Nasıl Belirler

İspat yükü ve ispatın tükendiği nokta

TBK m. 50/1, hem zararı hem de davalının kusurunu ispat yükünü zarar görene yükler. Kural budur; bir malpraktis dosyasının hukuki tartışmaya dönüşmeden çok önce bir belge derleme işi olmasının sebebi de budur.

TBK m. 50/2 ise bu kuralın yumuşatıldığı hükümdür. Zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler. Yargısal takdirin kanuni dayanağı budur ve en çok, doğası gereği geleceğe dönük kalemlerde — gelecekteki bakım, ileriye yönelik çalışma gücü kaybı, desteğin devam süresi — işlev görür. Bununla birlikte bu hüküm, yuvarlak bir rakam yazıp beklemeye izin veren bir kural değildir: davacının, hâkime takdirini kullanabileceği bir zemin sunması gerekir.

Hesaplama kuralları ve indirilemeyecek ödemeler

TBK m. 55/1, destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararların nasıl hesaplanacağını düzenler. Maddeden üç sonuç çıkar.

Birincisi, bu zararlar Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır; dışarıdan bir tarifeye göre değil.

İkincisi — ve bu, pek çok davacının beklediğinin tersidir — kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez ve zarar veya tazminattan indirilemez. Sosyal güvenlik kurumundan ya da üçüncü kişilerden alınan her şeyin tazminattan mahsup edileceği yolundaki yaygın varsayım, bu tanımlı kategori bakımından hükmün söylediğinin tam tersidir.

Üçüncüsü, yukarıda belirtildiği gibi, hesaplanan tutar miktarı esas alınarak hakkaniyet gerekçesiyle artırılamaz veya azaltılamaz.

TBK m. 55’in pratik okuması şudur: tazminat pazarlıkla aşağı çekilen değil, kalem kalem inşa edilen bir tutardır. Her kalem ispatlanır, hesaplanır ve ancak kanunda gösterilen özel sebeplerle indirilir — makul görünen bir rakama doğru yumuşatılmaz.

Kapsam, ödenme biçimi ve irat seçeneği

TBK m. 51/1 hâkime, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak tazminatın hem kapsamını hem de ödenme biçimini belirleme yetkisi verir. Ödenme biçimi şeklî bir ayrıntı değildir: m. 51/2 uyarınca tazminatın toptan değil irat biçiminde ödenmesine karar verilirse, borçlu güvence göstermekle yükümlüdür. Ağır ve kalıcı maluliyet doğuran bir dosyada, tazminatın hangi biçimde ödeneceği davacı için tutarın kendisi kadar önem taşıyabilir.

Baştan bilinemeyen bir miktarı dava etmek

Malpraktis dosyalarında tazminat miktarı, dava açıldığı anda nadiren bilinebilir: prognoz oturmamıştır, maluliyet oranı belirlenmemiştir, bilirkişi raporu yoktur. HMK m. 107 tam olarak bu durum için düzenlenmiştir. Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesi kendisinden beklenemeyen veya bunun imkânsız olduğu hâllerde alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirterek belirsiz alacak davası açabilir. Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucunda miktarın tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkimin tahkikat sona ermeden vereceği iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir.

Bu noktadaki hata, tıbbi meseleyle hiç ilgisi olmayan bir biçimde pahalıya mal olur. Zararın dürüstçe hesaplanamayacağı bir anda sabit bir tutarla açılan dava, ispatlanan zararın bakiyesini geri alınamaz hâle getirebilir.

Kalemler her iki yolda da aynıdır

Malpraktis davasında yargı yolu ve görevli mahkeme, tedavinin nerede yapıldığına göre değiştiği için, zarar kalemlerinin yola göre değişmemesi önem taşır.

  • Kamu kurumuna karşı. TBK m. 55/2, Kanun’un tazminat hükümlerini açıkça idari yola da teşmil eder: her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine ya da kişinin ölümüne bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da bu hükümler uygulanır. Dolayısıyla m. 53, 54 ve 56’daki kalemler tam yargı davasında da geçerlidir.
  • Özel sağlık kuruluşuna karşı. İlişki sözleşmeseldir ve TBK m. 112 uyarınca borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispatlamadıkça zararı gidermekle yükümlüdür; kusur unsurunda ispat yükü tersine döner. Tazminat kalemlerine köprüyü ise m. 114/2 kurar: haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hâllerine de uygulanır.

Müterafik Kusur ve İndirim

Tazminattan indirim TBK m. 52’de düzenlenmiştir; maddenin kenar başlığı da yalnızca “İndirilmesi”dir.

m. 52/1 uyarınca zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş ya da zararın doğmasında veya artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmışsa, hâkim tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Tıbbi dosyalarda bu başlık altında öne sürülen savunmalar tanıdıktır: ilgili öyküyü gizleyen hasta, ameliyat sonrası talimatlara uymayan hasta, çağrıldığı hâlde kontrole gitmeyen hasta. İki noktaya dikkat: yetkinin kapsamı tazminatı tamamen kaldırmaya kadar uzanır; buna karşılık indirim için hiçbir tarife, oran ya da cetvel yoktur. İndirim, bir oranın uygulanması değil, somut olaya ilişkin yargısal bir değerlendirmedir.

m. 52/2 ise ayrı bir sebeptir ve sıklıkla birinciyle karıştırılır. Bu, bir hakkaniyet hükmüdür ve iki koşulu birlikte arar: zararı hafif kusuruyla vermiş olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim tazminatı indirebilir. Burada bakılan, hastanın davranışı değil, ödeyecek kişinin durumudur.

Rıza, müterafik kusurun aydınlatılmış onamla kesiştiği noktadır; aydınlatılmış onam ise Türk malpraktis dosyalarının çoğunu belirleyen meseledir. Gereği gibi aydınlatılmadan alınan bir rıza, m. 52/1’in aradığı rıza değildir. Onam belgelerinin hem sorumluluk hem de tazminat miktarı bakımından çifte işlev görmesinin sebeplerinden biri budur.

Faiz: Ne Zaman Başlar, Hangi Oranla

Faiz ikincil bir ayrıntı değildir. Yıllarca süren bir dosyada temerrüdün başladığı tarih, tek başına bir zarar kalemi kadar değer taşıyabilir — ve bu tarih her yolda aynı değildir.

Haksız fiilde TBK m. 117/2 uyarınca borçlu, fiilin işlendiği tarihte ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer. Temerrüt faizi de bu nedenle fiil tarihinden işler; dava tarihinden ya da hüküm tarihinden değil.

İdari yolda ise belirleyici hüküm m. 117/2 değildir. TBK m. 55/2, Kanun’un tazminat hükümlerini idari eylem ve işlemlerden doğan zararlara teşmil eder; ancak tam yargı davasında faizin hangi tarihten yürütüleceği idari yargılama usulü ve idari yargı yerlerinin yerleşik uygulamasıyla belirlenir ve haksız fiildeki kuralın aynen geçerli olacağı varsayılmamalıdır. Bu, peşinen kabul edilecek değil, somut dosyada saptanacak bir noktadır.

Sözleşmesel yolda ise m. 117/1 geçerlidir: muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. İhtara gerek olmaması, ancak ifa gününün birlikte belirlenmesi ya da sözleşmede saklı tutulan tek taraflı bir bildirimle belirlenmesi hâlinde söz konusudur. Bu nedenle özel hastaneye karşı sözleşmeye dayanan bir talepte temerrüt ve temerrüt faizi kural olarak tedavi tarihinden kendiliğinden işlemez; bir ihtar gerekir.

Oran bakımından TBK m. 120/1 belirleyicidir: taraflarca kararlaştırılmamışsa yıllık temerrüt faizi oranı, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuata göre belirlenir. Sözleşmeyle kararlaştırılan oran ise m. 120/2 ile kanuni oranın yüzde yüz fazlasıyla sınırlıdır. Oranı belirleyen mevzuat 3095 sayılı Kanun’dur; m. 1 kanuni faizi yıllık yüzde on iki olarak belirlemekle birlikte Cumhurbaşkanı’nı bu oranı aylık olarak belirlemeye, yüzde onuna kadar indirmeye veya bir katına kadar artırmaya yetkili kılar. Bu yetki kullanılmıştır: kanuni faiz oranı 1 Haziran 2024’ten bu yana yıllık %24’tür (20/5/2024 tarihli ve 8485 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı; 21/5/2024 tarihli ve 32552 sayılı Resmî Gazete). Ticari işlerde m. 2/2, TCMB’nin önceki yılın 31 Aralık günü uyguladığı kısa vadeli avans faiz oranının daha yüksek olması hâlinde bunun istenebilmesine imkân tanır. m. 3, kanuni faiz ve temerrüt faizi hesaplanırken mürekkep (bileşik) faiz yürütülmesini yasaklar; TBK m. 121/3 de temerrüt faizine ayrıca temerrüt faizi yürütülmesini engeller.

Sözleşme dışı talepler için yaklaşan bir değişiklik var. Anayasa Mahkemesi, 22/7/2025 tarihli ve E.2024/24, K.2025/164 sayılı kararıyla — 1/12/2025 tarihli ve 33094 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır — 3095 sayılı Kanun’un 1. maddesini sözleşmeden kaynaklanmayan borç ilişkileri yönünden iptal etmiştir. İptal 1 Eylül 2026 tarihinde yürürlüğe girecektir. Haksız fiile ve idari yola dayanan malpraktis talepleri sözleşme dışı nitelikte olduğundan, kanuni oran kuralı bu tarihten itibaren bu talepler bakımından uygulanmayacaktır. Sözleşmeye dayanan talepler iptalden etkilenmez. Sözleşme dışı bir talepte 1 Eylül 2026’dan sonra uygulanacak durumun, o tarihte yürürlükte olan mevzuat üzerinden teyit edilmesi gerekir.

Miktarı Gerçekte Hangi Deliller Belirler

Bu dosyalarda bilirkişi delili tamamlayıcı bir ayrıntı değil, rakamın üretildiği kanuni mekanizmadır. HMK m. 266 uyarınca mahkeme, çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden bilirkişi görüşüne başvurur. Aynı madde sınırı da çizer: genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz; hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduklarını belgelemedikçe bilirkişi olarak görevlendirilemez. Bilirkişi ölçer ve hesaplar; hukuku hâkim uygular.

Buradan geriye doğru gidildiğinde, tazminat miktarını fiilen belirleyen belgelerin çoğu davacının sandığından daha az olduğu görülür:

  • Eksiksiz tıbbi dosya — kayıtlar, görüntülemeler, ameliyat notları, hemşire gözlem formları ve onam belgeleri. Önce sorumluluğu belirler; ama maluliyetin ve gelecekteki bakımın değerlendirileceği maddi zemini de bu dosya kurar.
  • Maluliyet oranının tespiti. TBK m. 54, b. 3 kapsamındaki hiçbir hesap, kalıcı fonksiyon kaybı tıbben ortaya konmadan yapılamaz.
  • Gelirin, delil olarak kabul edilebilir biçimde ispatı. Bordro, vergi beyannameleri, SGK kayıtları. Serbest çalışanlarda ve fiilî geliri beyan ettiğinin üzerinde olan davacılarda, güçlü bir dosyanın en zayıf halkası düzenli olarak burasıdır.
  • Ölüm hâlinde desteğin fiilen sağlandığına ilişkin deliller — çünkü TBK m. 53 soy ağacında kimin bulunduğunu değil, fiilen ne sağlandığını sorar.
  • Yapılmış giderlerin belgelenmesi. Tedavi giderleri ispatı en kolay kalemdir ve en sık eksik belgelenen kalemdir.
  • Geleceği de karşılayan bir prognoz — ek ameliyat, rehabilitasyon, yardımcı cihaz, refakatçi bakımı. Bu olmadan gelecekteki bakım kaleminin dayanağı kalmaz; TBK m. 50/2’deki hakkaniyet takdiri de dayanaksız kalır.

Ödemeyi Gerçekte Kim Yapar

Miktardan ayrı bir soru da tazminatın nereden karşılanacağıdır; Türk hukuku hekimin arkasına zorunlu bir sigorta katmanı yerleştirmiştir.

1219 sayılı Kanun Ek m. 12 uyarınca kamu sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışan tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar, tıbbi kötü uygulama sebebiyle kendilerinden talep edilebilecek zararlar ile kurumlarınca kendilerine yapılacak rüculara karşı sigorta yaptırmak zorundadır; primin yarısı kendileri, yarısı döner sermaye veya kurum bütçesi tarafından karşılanır. Özel sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışanlar ile mesleğini serbest icra edenler için mesleki mali sorumluluk sigortası yaptırılması zorunludur; çalışanlar adına poliçeyi özel kuruluş yapar, primin yarısını öder ve bunu çalışanın ücretinden kesemez. Zorunlu sigortalara ilişkin teminat tutarları ile uygulama usul ve esasları, Sağlık Bakanlığı’nın görüşü alınarak sigortacılık alanında düzenleme yapmaya yetkili otorite tarafından belirlenir; zorunlu sigortanın yaptırılmaması hâlinde mülki idare amirince sigortasız her kişi için idari para cezası uygulanır.

Bu sigortanın sözleşmesel bir üst sınırı vardır. 7/8/2025 tarihli ve 32979 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan ve 1/11/2025’te yürürlüğe giren değişiklik Tebliği ile olay başına azami teminat tutarları bir cetvelde gösterilmiş ve her hâlükârda sözleşme kapsamında ödenecek tazminat tutarının 9.000.000 TL’yi aşamayacağı belirlenmiştir.

Bu tavan, sigortacının sözleşmesel sorumluluğuna ilişkin bir sınırdır; mahkemenin hükmedebileceği tazminatın tavanı değildir. Uygulamada çoğu zaman azami tazminat gibi aktarılır; Tebliğ’in daha eski hâllerinde yer alan ve artık yürürlükte olmayan çok daha düşük olay başı rakamlar da hâlâ dolaşımdadır. Sağlık hizmeti sunanın hastaya karşı sorumluluğunu poliçe limiti değil, zarar kalemleri ve deliller belirler.

Kamu kesiminde zinciri 3359 sayılı Kanun Ek m. 18 tamamlar. İdare, kesinleşmiş mahkeme kararıyla hükmedilen tazminatı ödedikten sonra sigortalı sağlık meslek mensubunun yerine kanunen halef olur ve ödediği tazminatı — ödediği vekâlet ücreti ve yargılama giderleri dâhil — ilgilinin zorunlu mali sorumluluk sigortacısından, kusuru oranında ve teminat limitleri dâhilinde talep eder. İdarenin sağlık meslek mensubuna rücu edip edemeyeceğine ve rücu miktarına ise Mesleki Sorumluluk Kurulu, görevin gereklerine aykırı hareket edilip edilmediğini ve kusur derecesini gözeterek bir yıl içinde karar verir; devlet üniversiteleri bakımından altı ay içinde üniversite tarafından karar verilir. Kurul kararlarına karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesi’ne başvurulabilir.

Hasta bakımından buradan çıkan sonuç dar ama açıkça söylenmeye değer: bu mekanizma iç ilişkiye aittir. Hastalar Mesleki Sorumluluk Kurulu’na başvurmaz ve Kurul hastanın tazminatını belirlemez ya da ona hükmetmez. Kurul, hastaya ödeme yapıldıktan sonra bu yükün kime kalacağını belirler.

Uygulamaya Yönelik Notlar

Türk hukukunda malpraktis tazminatı kalem kalem inşa edilir ve dosya, henüz bilirkişi atanmadan çok önce derlenen belgelerle kazanılır ya da kaybedilir.

  • “Ne kadar” değil, “hangi kalem” diye sorun. Talep edilen her tutarın TBK m. 53, 54 veya 56’da bir karşılığı olmalıdır; kalem de gereken delili belirler. Kalemi ve delili olmayan bir zarar, talep değildir.
  • Geliri en az yaralanma kadar özenle belgeleyin. Çalışma gücü kaybı ve destek tazminatı ispatlanmış gelir üzerinden hesaplanır. Kusursuz bir tıbbi dosyaya iliştirilmiş ispatlanamayan bir gelir, zararın hak ettiğinden düşük bir tutar üretir.
  • Alınan ödemelerin mahsup edileceğini varsaymayın. TBK m. 55, rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacı taşımayan ödemelerin zararın belirlenmesinde gözetilmesini ve tazminattan indirilmesini yasaklar.
  • Faiz tarihini izleyin. Haksız fiilde faiz fiil tarihinden işler; sözleşmesel yolda kural olarak ihtar gerekir. Sözleşme dışı taleplerde ise 1 Eylül 2026’dan itibaren geçerli olacak durumu ayrıca teyit ettirin.
  • Poliçe limitini olduğu gibi değerlendirin. Zorunlu sigortanın tavanı sigortacıyı bağlar, mahkemeyi değil.
  • Ceza hukuku örtüşmesini unutmayın. Aynı olgular, ceza hukuku bakımından daha uzun bir dava zamanaşımına tabi bir suç oluşturuyorsa, TBK m. 72 uyarınca bu daha uzun süre tazminat talebine de uygulanabilir.

Zarar kalemleri kanunla sabittir ve hesaplama kuralları herkese açıktır; dosyadan dosyaya değişen şey, bilirkişinin önüne konan kaydın niteliğidir. Davacının hâlâ etkileyebileceği kısım budur ve rakamı belirleyen de budur. Bu taleplerin içine yerleştiği daha geniş çerçeve — sorumluluk, görevli mahkeme, zamanaşımı ve dava öncesi adımlar — Türkiye’de malpraktis (tıbbi hata) hukuku rehberimizde ve sağlık hukuku alanımız kapsamında ele alınmaktadır.

Tazminat miktarı nasıl belirlenir

  1. 01

    Her zararı bir kaleme oturtun

    Talep edilen her tutarın TBK m. 53, 54 veya 56'daki bir kaleme dayanması gerekir. Kalem, hangi delili sunmanız gerektiğini de belirler.

  2. 02

    Zararı ispatlayın; ispat tükendiği yerde hâkim takdir eder

    TBK m. 50/1 zararı ve kusuru ispat yükünü zarar görene verir; zararın tam olarak ispatlanamadığı hâllerde m. 50/2 hâkime, olayların olağan akışını gözeterek miktarı hakkaniyete göre belirleme yetkisi tanır.

  3. 03

    Sonradan tamamlayabileceğiniz bir miktar bildirin

    Miktarın baştan belirlenemediği hâllerde HMK m. 107 belirsiz alacak davasına imkân verir: hukuki ilişki ile asgari bir miktar ya da değer belirtilerek dava açılır; tahkikat sona ermeden hâkimin vereceği iki haftalık kesin süre içinde talep tam ve kesin olarak belirlenir.

  4. 04

    Bilirkişi hesabını alın

    HMK m. 266 uyarınca mahkeme, hukuk dışında özel veya teknik bilgi gerektiren hususlarda bilirkişi görüşüne başvurur; maluliyet, çalışma gücü kaybı ve destek hesabı bu yolla üretilir.

  5. 05

    İndirimi uygulayın, faizi ekleyin

    Mahkeme TBK m. 51 uyarınca kapsamı ve ödenme biçimini belirler, m. 52 kapsamındaki indirimi uygular; faiz ise TBK m. 117'nin belirlediği tarihten işler.

Sıkça sorulan sorular

Türkiye'de malpraktis davasında ne kadar tazminata hükmedilir?

Yayımlanmış bir tarife, cetvel veya emsal tutar yoktur; güvenilir bir ortalama da bulunmamaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu talep edilebilecek zarar kalemlerini ve bunların hesaplanma kurallarını belirler; ancak her kalemin tutarı delillerle ayrı ayrı ortaya konur: tedavi giderlerinin ispatı, gelir ispatı, maluliyet oranının tıbben tespiti ve bilirkişi hesabı. Kanun'un 55. maddesi ayrıca, hesaplanan tazminatın miktarı esas alınarak hakkaniyet gerekçesiyle artırılmasını veya azaltılmasını yasaklar. Tipik malpraktis tazminatı diye sunulan rakamların hukuki bir dayanağı yoktur.

Malpraktis davasında hangi zarar kalemleri istenebilir?

Bedensel zararda TBK m. 54 tedavi giderlerini, kazanç kaybını, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıpları ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıpları sayar; madde bu sayımı özellikle ifadesiyle yaptığı için liste örnekleyicidir, sınırlayıcı değildir. Hasta ölmüşse TBK m. 53 cenaze giderlerini, ölüm hemen gerçekleşmemişse aradaki dönemin tedavi giderleri ile çalışma gücü kayıplarını ve ölenin desteğinden yoksun kalanların zararlarını kapsar. Manevi tazminat ayrıca TBK m. 56'ya, kişilik hakkının zedelenmesi ise TBK m. 58'e dayanır.

Hasta ölmüşse tazminatı kimler isteyebilir?

TBK m. 53, destek tazminatını ölenin desteğinden yoksun kalan kişilere tanır. Ölçüt fiilîdir: ölen kişi gerçekten destek sağlıyor muydu ve davacı bu desteği gerçekten yitirdi mi. Kanun metninde talebi eşe, çocuklara ya da yasal mirasçılara özgüleyen bir sayım yoktur. Bundan bağımsız olarak TBK m. 56/2, ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde zarar görenin ya da ölenin yakınlarına da uygun bir manevi tazminata hükmedilebilmesine imkân tanır.

Manevi tazminatın miktarı nasıl belirlenir?

TBK m. 56/1 açıkça takdiri bir yetki kurar: bedensel bütünlüğün zedelenmesi durumunda hâkim, olayın özelliklerini göz önünde tutarak uygun bir miktarın ödenmesine karar verebilir. Kanuni bir üst sınır, bir cetvel ya da aritmetik bir formül yoktur; değerlendirme, tıbbi kayıt ve bilirkişi delilinden çıktığı hâliyle zararın ağırlığına, kalıcılığına ve davacının yaşamına etkisine dayanır. Türk hukukunda cezalandırıcı ya da caydırıcı nitelikte tazminat bulunmamaktadır.

Hastanın kendi davranışı tazminatı azaltır mı?

Evet. TBK m. 52 uyarınca zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş, zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmışsa hâkim tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. İndirim için bir tarife ya da sabit oran yoktur. TBK m. 51 ise ayrıca hâkime, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini belirleme yetkisi verir.

Malpraktis tazminatına faiz hangi tarihten işler?

Talebin dayanağına göre değişir. Haksız fiilde TBK m. 117/2 uyarınca borçlu, fiilin işlendiği tarihte ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer; temerrüt faizi de o tarihten işler. Özel sağlık kuruluşuna karşı sözleşmesel yolda ise TBK m. 117/1 gereği temerrüt kural olarak alacaklının ihtarına bağlıdır. Uygulanacak oran, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuata göre belirlenir: kanuni faiz oranı 1 Haziran 2024'ten bu yana yıllık yüzde 24'tür. Ancak Anayasa Mahkemesi, 3095 sayılı Kanun'un 1. maddesini sözleşmeden kaynaklanmayan borç ilişkileri yönünden iptal etmiştir; iptal 1 Eylül 2026'da yürürlüğe girecektir; bu nedenle haksız fiil ve idari yola dayanan taleplerde o tarihten sonraki durumun teyit edilmesi gerekir.

Bu konu sizinle mi ilgili?

Durumunuzu kısa bir görüşmede birlikte değerlendirelim.

Bize ulaşın