Bankacılık, Finans ve Vergi

Türk Vergi Sistemi: Hangi Vergi, Hangi Kanun, Hangi İdare

Türk vergi hukuku, tek bir usul kanunu ile her vergiye ait ayrı maddi kanunlardan oluşur. Bu rehber sistemin haritasını çıkarıyor: hangi vergi hangi kanuna dayanır, kim mükelleftir, cari dönem oranı nedir, tarh ve denetim nasıl işler ve uyuşmazlık nereye gider.

25 Temmuz 2026 17 dk okuma Türkçe
Görsel · Lex Lata

Türk vergi hukuku tek bir kanundan ibaret değildir. Yapı, bir usul kanunu — 4 Ocak 1961’de kabul edilen 213 sayılı Vergi Usul Kanunu — ile onun üzerinde duran ve her vergi için ayrı ayrı düzenlenmiş maddi kanunlardan oluşur: gelir vergisi 193 sayılı Kanun’da, kurumlar vergisi 5520 sayılı Kanun’da, katma değer vergisi 3065 sayılı Kanun’da, özel tüketim vergisi 4760 sayılı Kanun’da, damga vergisi 488 sayılı Kanun’da; bunlara harçlar, motorlu taşıtlar, emlak, veraset ve intikal ile banka ve sigorta muameleleri vergisine ilişkin kanunlar eklenir. Maddi kanunların söylemediği her şeyi VUK söyler: tarh, tebliğ, defter ve belge düzeni, denetim, süreler, cezalar ve vergi mahkemesine giden yol. Sistemin neredeyse tamamı tek bir idare tarafından uygulanır: 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 134 ve devamı maddeleri uyarınca Hazine ve Maliye Bakanlığı’na bağlı olarak kurulan Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB). Temel istisna sınırdadır: VUK’un 2. maddesi, gümrük idareleri tarafından alınan vergi ve resimleri bu Kanun’un kapsamı dışında bırakır; onlar 4458 sayılı Gümrük Kanunu’na tabidir.

Bu yazı sistemin haritasıdır. Yabancı sermayeli bir şirketin kendi vergi konumunu — tam mükellefiyet mi dar mükellefiyet mi, yurt dışına aktarılan kazançta stopaj, yurt içi asgari kurumlar vergisi, anlaşma katmanı — burada değil, yabancı şirketlerin Türkiye’de nasıl vergilendirildiğine ilişkin ayrı rehberimizde bulacaksınız.

”Türk vergi hukuku” tam olarak neyi kapsıyor?

Kapsamla başlamak gerekir; çünkü hangi kuralların uygulanacağını o belirler. VUK’un 1. maddesi, Kanun’un genel bütçeye giren vergi, resim ve harçlar ile il özel idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim ve harçlar hakkında uygulanacağını düzenler. Yani belediyeye ait bir emlak vergisi ile devlete ait bir kurumlar vergisi, farklı idarelerce tahsil edilseler de aynı usul çatısı altındadır.

2. madde — 5728 sayılı Kanun ile değişik hâliyle — kapsam istisnasını getirir. Gümrük idareleri tarafından alınan vergi ve resimler VUK’un dışındadır; bunlara 4458 sayılı Gümrük Kanunu uygulanır. Bu teknik bir ayrıntı değildir: bir ithalat dosyasında tarh mekaniği, süreler, ceza rejimi ve itiraz yolu bu yazıda anlatılanlar değil, gümrük mevzuatındakilerdir. Bunları ayrıca Türkiye’de gümrük vergisi rehberimizde ele alıyoruz. Buna karşılık ithalatta alınan KDV, sınırda tahsil edilse de KDV Kanunu meselesidir — ithalat dosyalarının çoğu zaman iki paralel uyuşmazlık doğurmasının sebebi tam olarak budur.

Geri kalan yapı üç öbeğe ayrılır: gelir üzerinden alınan vergiler (gelir ve kurumlar vergisi), harcama ve işlem üzerinden alınan vergiler (KDV, ÖTV, damga vergisi, banka ve sigorta muameleleri vergisi, harçlar) ve servet ile servet transferi üzerinden alınan vergiler (motorlu taşıtlar, emlak, veraset ve intikal vergisi).

Başlıca vergiler ve dayandıkları kanunlar

VergiKanunMükellefOran ve dönem
Gelir vergisi193 sayılı Kanun, 1961Gerçek kişiler; m.2’de sayılan yedi gelir unsuru üzerindenArtan oranlı tarife, 2026 takvim yılı kazançlarında %15-%40
Kurumlar vergisi5520 sayılı Kanun, 2006Sermaye şirketleri, kooperatifler, iktisadi kamu kuruluşları, dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler, iş ortaklıkları%25; m.32’de sayılan finans kuruluşları ile YİD ve KÖİ şirketlerinde %30 (2026 dönemi)
Katma değer vergisi (KDV)3065 sayılı Kanun, 1984Türkiye’de ticari, sınai, zirai ve mesleki faaliyet kapsamında teslim ve hizmette bulunanlar ile ithalatçılar10 Temmuz 2023’ten beri genel oran %20; (II) sayılı listede %10, (I) sayılı listede %1
Özel tüketim vergisi (ÖTV)4760 sayılı Kanun, 2002Listelerdeki malların imalatçı ve ithalatçıları; kayıt ve tescile tabi taşıtlarda ilk iktisapta bulunanlarListe esaslı (I-IV sayılı listeler), bir defaya mahsus — oran ve maktu tutarlar tarife pozisyonuna göre değişir
Damga vergisi488 sayılı Kanun, 1964(1) sayılı tabloda yazılı kâğıtların tarafları; elektronik imzalı belgeler dâhilNispi veya maktu; 1 Ocak 2026’dan itibaren belli parayı ihtiva eden sözleşmelerde binde 9,48, kira sözleşmelerinde binde 1,89
Banka ve sigorta muameleleri vergisi (BSMV)6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu, 1956Banka ve sigorta şirketleri; lehlerine aldıkları paralar üzerindenKanuni oran %15 (kambiyo muamelelerinde binde 2); işlem türüne göre uygulanan oranlar 98/11591 sayılı Karar ile belirlenir
Motorlu taşıtlar vergisi (MTV)197 sayılı Kanun, 1963Taşıtları adlarına kayıtlı olanlarTarifeye bağlı maktu tutarlar — cari dönem tarifesine bakılmalıdır
Emlak vergisi1319 sayılı Kanun, 1970Bina, arsa ve arazi malikleri1319 sayılı Kanun’a göre belirlenir — cari dönem rakamlarına bakılmalıdır
Veraset ve intikal vergisi7338 sayılı Kanun, 1959Veraset yoluyla veya ivazsız olarak mal iktisap edenlerDilim esaslı — cari dönem dilimlerine bakılmalıdır
Harçlar492 sayılı Kanun, 1964Kanun’da sayılan hizmetlerden yararlananlar — yargı, noter, vergi yargısı, tapu ve kadastro, konsolosluk harçları ve diğerleriTarifeye göre maktu veya nispi — cari dönem tarifesine bakılmalıdır
Gümrük vergileri4458 sayılı Gümrük KanunuİthalatçılarVUK m.2 uyarınca VUK kapsamı dışında; tarife esaslı

Tabloda rakam verilmeyen satırlar bilinçli olarak boş bırakılmıştır. Bu tutarlar değişen tarifelerdir; çoğu her 1 Ocak’tan geçerli olmak üzere yeniden değerlenir ve o yıla ilişkin genel tebliğle Resmî Gazete’de yayımlanır. Cari dönem rakamı ikincil bir kaynaktan değil, o tebliğden alınmalıdır — tarihi belirtilmeden internette dolaşan bir rakamın pratikte hiçbir değeri yoktur.

Sistemi kim uyguluyor?

Gelir İdaresi Başkanlığı, 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin On İkinci Bölümü, 134 ve devamı maddeleri uyarınca Hazine ve Maliye Bakanlığı’na bağlı olarak kurulmuştur. 134. madde Başkanlığın amacını alışılmadık ölçüde somut biçimde sayar: devlet gelirleri politikasının ve gelir tahminlerinin belirlenmesine yönelik çalışmalar yapmak ve gelir politikasını adalet ve tarafsızlık içinde uygulamak; vergi ve diğer gelirleri en az maliyetle toplamak; mükelleflerin gönüllü uyumunu sağlamak; mükellef haklarını gözeterek nitelikli hizmet vermek; vergi kaybını, kaçağını ve kayıt dışı ekonomik faaliyeti tespit edip önlemek ve bu amaçla risk analizi yapmak.

  1. madde Başkanlığın merkez ve taşra teşkilatından oluştuğunu düzenler — mükellefin muhatabının vergi dairesi, politikanın ve mevzuatın muhatabının ise merkez olmasının sebebi budur. 137. madde görevleri sayar; bunlardan üçü uygulamada doğrudan hissedilir: devlet gelirlerine ilişkin mevzuatı hazırlamak, devlet alacaklarını tahsil etmek ve idari yargı mercileri nezdinde davaları takip etmek. Vergiyi tarh eden idare ile tarhiyatı mahkemede savunan idare aynıdır.

Çok tekrarlandığı için düzeltilmesi gereken bir nokta var. Başkanlığı 5 Mayıs 2005’te kuran 5345 sayılı Kanun’un adı 703 sayılı KHK ile değiştirilmiş, teşkilata ilişkin maddeleri ise 9 Temmuz 2018 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlükten kaldırılmıştır. Dolayısıyla bugün Başkanlığın teşkilat, görev ve yetkilerini 5345 sayılı Kanun’a dayandırmak hatalıdır. Kanun’da bugün yer alan hükümler sonradan yeniden düzenlenmiş usul hükümleridir; bunların başında, 27 Aralık 2023 tarihli 7491 sayılı Kanun ile başlığıyla birlikte yeniden düzenlenen ve Başkanlığa, bilgi işlem sistemlerinin hizmet verememesi hâlinde beyanname verme ve ödeme sürelerinin son gününü kanuni süresinden itibaren 15 günü geçmeyecek şekilde yeniden belirleme yetkisi tanıyan 27. madde gelir. Uygulamada sık görülen genel süre uzatma sirkülerlerinin dayanağı ise başka bir hükümdür: Gelir İdaresi Başkanlığı’na beyanname verme ve ödeme sürelerinin son gününü kanuni süresinden itibaren bir ayı geçmeyecek şekilde yeniden belirleme yetkisi veren VUK mükerrer m.28.

Gelir üzerinden alınan iki vergi

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu gerçek kişileri vergilendirir. 1. madde geliri, bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarı olarak tanımlar; 2. madde ise gelire giren yedi unsuru sayar: ticari kazançlar, zirai kazançlar, ücretler, serbest meslek kazançları, gayrimenkul sermaye iratları, menkul sermaye iratları ve diğer kazanç ve iratlar. Unsurun hangisi olduğu çoğu zaman tutardan daha belirleyicidir; çünkü indirim rejimi, stopaj ve beyan yükümlülüğü kişiye değil unsura bağlanmıştır.

1 Ocak – 31 Aralık 2026 takvim yılı kazançlarına uygulanacak ve 332 seri no.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile belirlenen tarife şöyledir:

Dilim (2026 takvim yılı geliri)Oran
190.000 TL’ye kadar%15
190.000 - 400.000 TL%20
400.000 - 1.000.000 TL (ücret gelirinde 400.000 - 1.500.000 TL)%27
1.000.000 - 5.300.000 TL (ücret gelirinde 1.500.000 - 5.300.000 TL)%35
5.300.000 TL’den fazlası%40

Ücret gelirlerinde üçüncü ve dördüncü dilimler daha geniştir; aynı brüt tutarın nasıl elde edildiğine göre farklı vergi doğurmasının sebebi budur. Yıllık gelir vergisi beyannamesi, GVK m.92 uyarınca mart ayının başından yirmi beşinci günü akşamına kadar verilir.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu ise kurumları vergilendirir. 1. madde mükellefleri sayar: sermaye şirketleri, kooperatifler, iktisadi kamu kuruluşları, dernek veya vakıflara ait iktisadi işletmeler ve iş ortaklıkları. 3. madde tam ve dar mükellefiyet ayrımını yapar: kanuni veya iş merkezi Türkiye’de bulunan kurum dünya çapındaki kazancı, her ikisi de Türkiye dışında olan kurum ise yalnızca Türkiye’de elde ettiği kazançları üzerinden vergilendirilir.

KVK m.32/1 uyarınca oran %25’tir; Gelir İdaresi Başkanlığı’nın Kurumlar Vergisinde Oran Uygulamaları rehberinde (Yayın No. 605, Mart 2026) teyit edilmiştir. Bu genel oranın yanında dört ayrı düzenleme yer alır:

  • Sayılan kuruluşlarda %30 — bankalar; 6361 sayılı Kanun kapsamındaki finansal kiralama, faktoring, finansman ve tasarruf finansman şirketleri; elektronik ödeme ve elektronik para kuruluşları; yetkili döviz müesseseleri; varlık yönetim şirketleri; sermaye piyasası kurumları; sigorta ve reasürans şirketleri ile emeklilik şirketleri. 2025 ve sonrası vergilendirme dönemi kazançlarından itibaren aynı oran, 3996 sayılı Kanun kapsamındaki yap-işlet-devret ve 6428 sayılı Kanun kapsamındaki kamu-özel iş birliği projelerinde sözleşme tarafı olan şirketleri de kapsar.
  • Halka arzda 2 puanlık indirim (m.32/6) — payları Borsa İstanbul Pay Piyasası’nda ilk defa en az %20 oranında halka arz edilen kurumlarda beş hesap dönemi boyunca uygulanır; yukarıdaki finans kuruluşları kapsam dışıdır. Düzenleme 17 Kasım 2020’de yürürlüğe girmiş olup 1 Ocak 2021’den itibaren elde edilen kazançlara uygulanır.
  • İhracat kazancında 5 puanlık indirim (m.32/7) — münhasıran ihracattan elde edilen kazançlara uygulanır ve aracılı ihracat sözleşmesine dayanarak dış ticaret sermaye şirketleri veya sektörel dış ticaret şirketleri üzerinden ihracat yapan imalatçı ve tedarikçileri de kapsar. İndirim 2022 hesap dönemi için 1 puandı; 1 Ekim 2023’ten itibaren verilmesi gereken beyannamelerden başlamak ve 2023 ile sonraki dönem kazançlarına uygulanmak üzere 5 puana çıkarılmıştır.
  • %10’luk yurt içi asgari kurumlar vergisi (7524 sayılı Kanun ile eklenen m.32/C) — m.32 ve m.32/A’ya göre hesaplanan kurumlar vergisi, indirim ve istisnalar düşülmeden önceki kurum kazancının, yani dönem sonu ticari bilanço kârına kanunen kabul edilmeyen giderler eklenmek suretiyle bulunan tutarın %10’undan az olamaz. 2025 ve sonrası vergilendirme dönemi kazançlarına uygulanır, geçici vergi dönemlerinde de hesaplanır ve yeni kurulan şirketlere faaliyete başlanılan hesap döneminden itibaren üç hesap dönemi boyunca uygulanmaz.

Henüz yürürlüğe girmemiş bir değişiklik. 4 Haziran 2026 tarihli ve 33270 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7582 sayılı Kanun, KVK m.32/8’i değiştirerek; sanayi sicil belgesini haiz ve fiilen üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların münhasıran üretim faaliyetinden elde ettiği kazançları ile münhasıran zirai üretim faaliyetinden elde edilen kazançlarda kurumlar vergisi oranının %12,5 olarak uygulanmasını öngörmüştür; aynı kazanca ayrıca m.32/7 ihracat indirimi uygulanamaz. Ne var ki Kanun’un 14/(c) maddesi bu hükmü 2027 ve sonraki vergilendirme dönemlerinde elde edilen kazançlara uygulanmak üzere yürürlüğe koymuştur. 2026 dönemi bakımından geçerli olan, Gelir İdaresi Başkanlığı’nın Mart 2026 tarihli rehberinde açıklanan düzenlemedir: üretim faaliyetinden elde edilen kazançta 1 puanlık indirim.

Kurumlar vergisi beyannamesi, hesap döneminin kapandığı ayı izleyen dördüncü ayın birinci gününden yirmi beşinci günü akşamına kadar verilir — takvim yılına tabi mükellefte 1-25 Nisan.

Tahsilatın önemli bir kısmını stopaj yapar. KVK m.15 ve m.30, kanuni oranı %15 olarak belirler: m.15 tam mükellef kurumlara yapılan ve maddede sayılan ödemelerde, m.30 ise dar mükellef kurumlara yapılan ödemelerde — dar mükellef kurumlara dağıtılan kâr payları ile şubenin ana merkeze aktardığı tutar da bu kapsamdadır. Belirli bir ödemeye fiilen uygulanacak oran ise 12 Ocak 2009 tarihli 2009/14594 (m.15) ve 2009/14593 (m.30) sayılı Bakanlar Kurulu Kararlarında yer alır; her iki Karar da sonradan değiştirilmiştir ve oranlar ödeme türüne göre farklılaşır. Gelir İdaresi Başkanlığı da Mart 2026 tarihli rehberinde bu iki Kararı esas metin olarak gösterir. Kâr payı dağıtımında oranın bugün %15 olmasının sebebi, 22 Aralık 2024 tarihli ve 32760 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 9286 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’nın oranı o tarihe kadar uygulanan %10’dan yeniden %15’e çıkarmasıdır. Ayrıca m.30/7 uyarınca, Cumhurbaşkanınca ilan edilen ülkelerde yerleşik olan veya faaliyette bulunan kurumlara yapılan ödemelerde oran %30’dur.

İşlem vergileri: KDV, ÖTV, damga vergisi ve BSMV

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu m.1 uyarınca; Türkiye’de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetleri, her türlü mal ve hizmet ithalatını ve maddede sayılan diğer faaliyetlerden doğan teslim ve hizmetleri kavrar. Kanun’un 28. maddesi kanuni oranı %10 olarak belirler ve Cumhurbaşkanı’na bu oranı dört katına kadar artırma, %1’e kadar indirme ve muhtelif mal ve hizmetler için farklı oranlar tespit etme yetkisi verir. Fiilen uygulanan oranlar 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’ndan gelir; Karar üç bant kurar — genel oran, (II) sayılı listedeki mal ve hizmetler için indirimli oran ve (I) sayılı listedekiler için %1. 7 Temmuz 2023 tarihli ve 32241 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7346 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı bu Karar’daki %18 ibaresini %20, %8 ibaresini %10 olarak değiştirmiş ve yayımını izleyen üçüncü günde, yani 10 Temmuz 2023’te yürürlüğe girmiştir; oranlar o tarihten bu yana değişmemiştir. Finansal kiralama işlemlerinde işleme konu malın tabi olduğu KDV oranı uygulanır. Beyanname, vergilendirme dönemini izleyen ayın yirmi dördüncü günü akşamına kadar; tevkifat sorumluları bakımından yirmi birinci günü akşamına kadar verilir.

4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu yapısal olarak farklıdır ve sık sık yanlış anlatılır. ÖTV’nin tek bir oranı yoktur. Vergi, Kanun’a ekli dört liste üzerinden ve bir defaya mahsus olmak üzere alınır: (I) sayılı listedeki malların ithalatçıları veya rafineriler dâhil imal edenler tarafından teslimi; (II) sayılı listedeki mallardan kayıt ve tescile tabi olanların ilk iktisabı; (II) sayılı listedeki mallardan kayıt ve tescile tabi olmayanlar ile (III) ve (IV) sayılı listelerdeki malların ithalatı veya imal ya da inşa edenler tarafından teslimi; ve bu malların ÖTV uygulanmadan önce müzayede yoluyla satışı. Oranlar ve maktu tutarlar tarife pozisyonuna göre değiştiğinden, “ÖTV oranı kaçtır” sorusunun tek doğru cevabı pozisyona özgü olandır.

488 sayılı Damga Vergisi Kanunu işlemleri değil kâğıtları vergilendirir — ve m.1, kâğıt kavramına elektronik imza kullanılmak suretiyle manyetik ortamda ve elektronik veri şeklinde oluşturulan belgeleri de açıkça dâhil eder. Kanun’un 10. maddesi uyarınca vergi, kâğıtta yazılı belli para üzerinden nispi ya da maktu olarak alınır. 1 Ocak 2026’dan itibaren uygulanacak tutar ve oranlar, 31 Aralık 2025 tarihli ve 33124 (5. mükerrer) sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 71 seri no.lu Damga Vergisi Kanunu Genel Tebliği ile belirlenmiştir: belli parayı ihtiva eden mukavelenameler, taahhütnameler ve temliknameler ile kefalet, teminat ve rehin senetleri, tahkimnameler ve sulhnameler binde 9,48; kira mukavelenameleri ve fesihnameler binde 1,89 oranındadır. Kanun’un 14. maddesi her bir kâğıttan alınacak vergiye bir azami tutar sınırı koyar ve bir önceki yıl uygulanan azami tutarın, her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılacağını düzenler; dolayısıyla tavan hareketli bir rakamdır ve Kanun metninde yer alan eski tutardan değil, cari dönem tebliğinden okunmalıdır.

Banka ve sigorta muameleleri KDV’nin dışındadır. Bunlar 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu’ndaki banka ve sigorta muameleleri vergisine (BSMV) tabidir; Kanun’un 28. maddesi, banka ve sigorta şirketlerinin her ne nam ile olursa olsun lehlerine aldıkları paraları verginin konusuna sokar. 33. madde kanuni oranı %15, kambiyo muamelelerinde ise binde 2 olarak belirler ve Cumhurbaşkanı’na bu oranları muamele türleri itibarıyla ayrı ayrı veya birlikte %1’e — kambiyo muamelelerinde sıfıra — kadar indirme yetkisi tanır. Belirli bir işlem türüne fiilen uygulanan oranlar 28 Ağustos 1998 tarihli 98/11591 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile — sonradan birden çok kez değiştirilmiş hâliyle — tespit edilmiştir; kanuni oran ile uygulanan oranın aynı rakam olmamasının sebebi budur.

Son olarak 492 sayılı Harçlar Kanunu, gelir ya da tüketimi değil kamu hizmetlerinden yararlanmayı konu alır: Kanun’un 1. maddesi dokuz harç türü sayar; bunların arasında yargı harçları, noter harçları, vergi yargısı harçları, tapu ve kadastro harçları ile konsolosluk harçları da yer alır. Bir dava bütçesinde ya da bir tapu devrinde karşılaşılan tutarlar bunlardır ve her yıl tarifelendirilir. Serbest bölge gibi bir teşvik rejimi içinde faaliyet gösteriliyorsa, bu genel vergiler ile rejimin istisnalarının nasıl kesiştiği ayrı bir çalışmanın konusudur; bunun için Türkiye’de serbest bölgeler rehberimize bakılabilir.

Usul katmanı: tarh, beyan ve denetim

Vergi Usul Kanunu’nun varlık sebebi budur ve uyuşmazlıkların çoğunu belirleyen de bu katmandır.

Tarh ve beyan. Kurumlar vergisinde vergilendirme dönemi hesap dönemidir; özel hesap dönemi tayin edilmedikçe takvim yılıdır. Gelir vergisinde dönem takvim yılıdır. Yıllık gelir vergisi beyannamesi 1-25 Mart, kurumlar vergisi beyannamesi takvim yılı mükellefinde 1-25 Nisan, KDV beyannamesi ise izleyen ayın 24’üne kadar verilir. Bunların hepsi kanuni sürelerdir ve her biri, VUK mükerrer m.28’e dayanılarak çıkarılan bir Gelir İdaresi Başkanlığı sirküleriyle kanuni süresinden itibaren bir ayı geçmemek üzere yeniden belirlenebilir.

Geçici vergi, yıllık beyanın yanında üçer aylık ve kümülatif olarak yürür; yıllık vergiden mahsup edilir. GVK’nın mükerrer 120. maddesi uyarınca, üçer aylık dönemi izleyen ikinci ayın on dördüncü günü akşamına kadar beyan edilir ve on yedinci günü akşamına kadar ödenir. Kurumlar vergisi mükellefleri cari dönemin kurumlar vergisi oranını, ticari veya mesleki kazanç sahibi gelir vergisi mükellefleri ise GVK m.103’teki tarifenin ilk gelir dilimine uygulanan oranı esas alır. KVK m.32/3, Cumhurbaşkanı’na geçici vergi oranını 5 puana kadar indirme veya kanuni seviyesine getirme yetkisi verir.

Dördüncü dönem geri geldi. 19 Aralık 2025 tarihli ve 33112 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 4 Aralık 2025 tarihli 7566 sayılı Kanun, GVK’nın mükerrer 120. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesindeki “ilk dokuz ayı için belirlenen” ibaresini madde metninden çıkarmıştır; hüküm 1 Ocak 2025’ten itibaren başlayan vergilendirme dönemlerinin kazanç ve iratlarına ilişkin verilecek beyannamelere uygulanır. Geçici vergi böylece yeniden dört dönemlidir. Hâlâ üç dönem üzerine kurulu her uyum takvimi, iç prosedür ya da yazı güncelliğini yitirmiştir.

Cezalar. VUK m.344, vergi ziyaına sebebiyet verilmesi hâlinde ziyaa uğratılan verginin bir katı tutarında vergi ziyaı cezası kesileceğini düzenler. Ziya, m.359’da yazılı fiillerle işlenmişse ceza üç kat (bu fiillere iştirak edenlerde bir kat), beyanname süresinden sonra ancak vergi incelemesine başlanılmasından veya takdir komisyonuna sevkten önce verilmişse %50 oranında uygulanır. VUK m.359 ise cezai hükümdür ve iki ayrı bant üzerinden işler. (a) fıkrası; defter ve kayıtlarda hesap ve muhasebe hileleri yapmak, defter, kayıt ve belgeleri tahrif etmek veya gizlemek, muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenlemek veya kullanmak fiilleri için on sekiz aydan beş yıla kadar hapis cezası öngörür. (b) fıkrası ise; defter, kayıt ve belgeleri yok etmek, defter sahifelerini yok ederek yerine başka yapraklar koymak veya belgeleri tamamen ya da kısmen sahte olarak düzenlemek veya bu belgeleri kullanmak fiilleri için üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası getirir. Muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge gerçek bir muameleyi gerçeğe aykırı yansıtan belge, sahte belge ise hiç yapılmamış bir muamele varmış gibi düzenlenen belgedir. Sıradan bir vergi ziyaı ile m.359 dosyası arasındaki fark bu nedenle derece farkı değildir: hem yargı yerini hem de sonucu değiştirir.

Uyuşmazlık nereye gider: uzlaşma mı, vergi mahkemesi mi?

Bir tarhiyattan iki çıkış vardır ve tercih süreye bağlıdır.

İdari olanı, VUK ek m.1 kapsamındaki tarhiyat sonrası uzlaşmadır. İkmalen, re’sen veya idarece yapılan tarhiyatlara ilişkin vergi ziyaı cezaları ile kanuni haddi aşan usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarını kapsar; bu had, 31 Aralık 2025 tarihli ve 33124 (5. mükerrer) sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 588 sıra no.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile 1 Ocak 2026’dan itibaren 40.000 TL’yi aşan tutarlar olarak belirlenmiştir. m.359’da sayılan fiillere bağlı olarak kesilen cezalar uzlaşma kapsamı dışındadır.

Yargısal olanı m.377’dir: mükellefler ve kendilerine vergi cezası kesilenler, tarh edilen vergilere ve kesilen cezalara karşı vergi mahkemesinde dava açabilir. Bu yolu ayakta tutan şeyler ise gösterişsizdir — VUK’un aradığı şekilde tutulmuş defter ve belgeler, süresinde verilmiş beyannameler, tebliğ edildiği gün deftere işlenmiş ihbarnameler. Belgelenmiş bir dosya savunulabilir bir dosyadır; tersi de doğrudur. Bir Türk şirketinin vergi kurgusunun sonradan onarılmak yerine kuruluş aşamasında doğru kurulmasının sebebi budur.

Anlaşma katmanı

Yurt içi mevzuatın üzerinde ikili bir katman yer alır. Türkiye’nin diğer devletlerle akdettiği çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları vardır ve sonuçlandırılan anlaşmaların listesi Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından yayımlanır. Bir anlaşma kendiliğinden vergi koymaz; vergilendirme yetkisini iki devlet arasında paylaştırır ve bu yolla iç mevzuatın alacağı vergiyi sınırlayabilir — en görünür etkisini stopajda ve yabancı bir teşebbüsün Türkiye’de vergilendirilip vergilendirilmeyeceği noktasında gösterir.

Bunun iki sonucu vardır. Birincisi, hükümler anlaşmadan anlaşmaya değiştiği için genel bir tablodan hareket etmek yerine somut anlaşmanın okunması gerekir. İkincisi, anlaşmadan yararlanma çoğu zaman kendiliğinden gerçekleşmez; ilgili anlaşmanın aradığı koşullara ve bunların belgelenmesine bağlıdır. Dar mükellef bir kurumun, bir şubenin ya da sınır ötesi bir ödemenin söz konusu olduğu her yerde bu rehberdeki iç mevzuat oranı başlangıç noktasıdır, cevap değildir; mekaniği yabancı şirketlerin Türkiye’de nasıl vergilendirildiğine ilişkin rehberimizde ele alıyoruz.

Türk vergi hukuku doğru sırayla okunduğunda anlaşılır bir sistemdir: önce vergiyi belirleyin, sonra kanununu bulun, rakamın hangi döneme ait olduğunu doğrulayın ve maddi kanunun söylemediği her şey için Vergi Usul Kanunu’na dönün. Vergi hukuku pratiğimiz şirketlerle tam da bu yapısal soru üzerinde çalışır: hangi vergi uygulanır, ne zaman beyan edilir ve idare farklı düşündüğünde ne olur.

Bir vergi sorusunu doğru sırayla okumak

  1. 01

    Önce vergiyi, sonra kanunu belirleyin

    Türk vergi hukuku soyut soruları yanıtlamaz. Hangi verginin devrede olduğunu — gelir, kurumlar, KDV, ÖTV, damga, harç — netleştirin; her birinin kendi kanunu, kendi vergiyi doğuran olayı ve kendi beyannamesi vardır.

  2. 02

    Maddi kanunu VUK ile birlikte okuyun

    Vergi kanunu kimin, hangi oranda vergilendirileceğini söyler. Geri kalan her şey — tarhın nasıl yapılacağı, hangi defterlerin tutulacağı, idarenin ne kadar süresi olduğu, beyan hatalı ise ne olacağı — Vergi Usul Kanunu'ndan gelir.

  3. 03

    Her rakamı dönemiyle birlikte yazın

    Oranlar, tarifeler, hadler ve parasal sınırlar yeniden değerlenir; çoğu her 1 Ocak'ta değişir. Dönemi belirtilmemiş bir rakam cevap değildir; cevap, o yılın Resmî Gazete'de yayımlanan tebliğidir.

  4. 04

    Beyan, geçici vergi ve ödemeyi ayrı ayrı takip edin

    Beyan süresi ile ödeme süresi farklı sürelerdir; geçici vergi ise kendi üç aylık döngüsünde yürür. 7566 sayılı Kanun'dan sonra bu döngü yeniden dört dönemlidir.

  5. 05

    Uyuşmazlık yolunu ihtiyaç duymadan önce koruyun

    Bir tarhiyatın uzlaşmaya konu olup olamayacağını ve dava için ne kadar süre kaldığını ihbarnamenin tarihi belirler. Eksiksiz kayıt ve zamanında hukuki değerlendirme, her iki seçeneği de açık tutan şeydir.

Sıkça sorulan sorular

Türk vergi sistemi hangi kanunlardan oluşur?

Bir usul kanunu ile bir dizi maddi kanundan. Usul kanunu, 4 Ocak 1961 tarihinde kabul edilen 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'dur; kapsamındaki bütün vergiler bakımından tarh, tebliğ, defter ve belge düzeni, denetim, süreler, cezalar ve vergi mahkemesine başvuru yolunu düzenler. Bunun üzerinde vergileri tek tek kuran kanunlar yer alır: 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu, 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu, 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu, 492 sayılı Harçlar Kanunu, 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu, 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu, 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu ve banka ve sigorta muameleleri vergisini içeren 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu. Gümrük vergileri ise VUK m.2 uyarınca bu Kanun'un dışındadır ve 4458 sayılı Gümrük Kanunu'na tabidir.

Türkiye'de vergileri hangi idare yönetir?

Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB). Başkanlığın bugünkü kuruluş dayanağı, 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin On İkinci Bölümü, 134 ve devamı maddeleridir; Başkanlık Hazine ve Maliye Bakanlığı'na bağlıdır. Kararname'nin 134. maddesi Başkanlığın amacını sayar: devlet gelirleri politikasının ve gelir tahminlerinin belirlenmesine yönelik çalışmalar yapmak ve gelir politikasını adalet ve tarafsızlık içinde uygulamak, vergi ve diğer gelirleri en az maliyetle toplamak, mükelleflerin gönüllü uyumunu sağlamak, mükellef haklarını gözeterek nitelikli hizmet vermek, vergi kaybını, kaçağını ve kayıt dışı ekonomik faaliyeti tespit edip önlemek ve bu amaçla risk analizi yapmak. 136. madde merkez ve taşra teşkilatını, 137. madde ise görevleri düzenler; bu görevler arasında devlet gelirlerine ilişkin mevzuatı hazırlamak, devlet alacaklarını tahsil etmek, idari yargı mercileri nezdinde davaları takip etmek ve vergi istatistiklerini toplayıp değerlendirmek yer alır. Başkanlığı 2005'te kuran 5345 sayılı Kanun'un teşkilata ilişkin maddeleri 703 sayılı KHK ile 9 Temmuz 2018 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlükten kaldırılmış, Kanun'un adı da aynı KHK ile değiştirilmiştir; dolayısıyla artık kuruluş metni değildir.

2026'da Türkiye'de temel vergi oranları nedir?

Kurumlar vergisi, KVK m.32/1 uyarınca kurum kazancı üzerinden %25 oranında alınır. Oran; bankalar, 6361 sayılı Kanun kapsamındaki finansal kiralama, faktoring, finansman ve tasarruf finansman şirketleri, elektronik ödeme ve elektronik para kuruluşları, yetkili döviz müesseseleri, varlık yönetim şirketleri, sermaye piyasası kurumları, sigorta ve reasürans şirketleri ile emeklilik şirketlerinde ve 2025 ve sonrası vergilendirme dönemi kazançlarından itibaren 3996 sayılı Kanun kapsamındaki yap-işlet-devret ile 6428 sayılı Kanun kapsamındaki kamu-özel iş birliği projelerinde sözleşme tarafı şirketlerde %30'dur. Gerçek kişilerde gelir vergisi artan oranlıdır: 1 Ocak – 31 Aralık 2026 takvim yılı kazançlarına uygulanacak ve 332 seri no.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile belirlenen tarife %15, %20, %27, %35 ve %40 dilimlerinden oluşur. Genel KDV oranı %20, indirimli oranlar %10 ve %1'dir. Sistemdeki diğer vergiler — özel tüketim vergisi, damga vergisi, motorlu taşıtlar vergisi, harçlar — tek bir oranla değil tarifeyle işler ve bu tarifeler değiştiği için cari dönem rakamının yıllık tebliğden okunması gerekir.

Türkiye'de KDV oranı nedir ve beyanname ne zaman verilir?

Genel oran 10 Temmuz 2023'ten bu yana %20'dir. KDVK m.28 kanuni oranı %10 olarak belirlemiş ve Cumhurbaşkanı'na bu oranı dört katına kadar artırma veya %1'e kadar indirme yetkisi vermiştir; fiilen uygulanan oranlar 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile belirlenir ve Karar üç bant kurar: genel oran, (II) sayılı listedeki mal ve hizmetler için indirimli oran ve (I) sayılı listedekiler için %1. 7 Temmuz 2023 tarihli ve 32241 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7346 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı bu Karar'daki %18 ibaresini %20, %8 ibaresini %10 olarak değiştirmiş ve yayımını izleyen üçüncü günde yürürlüğe girmiştir. KDVK m.41 uyarınca beyanname, vergilendirme dönemini takip eden ayın yirmi dördüncü günü akşamına kadar; KDV tevkifatı yapmakla sorumlu tutulanlar bakımından ise aynı ayın yirmi birinci günü akşamına kadar verilir. Bu kanuni süreler Gelir İdaresi Başkanlığı'nca sirkülerle uzatılabilmektedir.

Türkiye'de kaç geçici vergi dönemi vardır?

Dört. Konuyla ilgili eski kaynakların çoğunun yanıldığı nokta budur. Dördüncü dönem 2022-2024 vergilendirme dönemleri için kaldırılmıştı; ancak 19 Aralık 2025 tarihli ve 33112 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7566 sayılı Kanun, GVK'nın mükerrer 120. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesindeki 'ilk dokuz ayı için belirlenen' ibaresini madde metninden çıkarmıştır; düzenleme 1 Ocak 2025'ten itibaren başlayan vergilendirme dönemlerinin kazanç ve iratlarına ilişkin verilecek beyannamelere uygulanır. Geçici vergi, üçer aylık dönemi izleyen ikinci ayın on dördüncü günü akşamına kadar beyan edilir ve on yedinci günü akşamına kadar ödenir. Kurumlar vergisi mükellefleri cari dönemin kurumlar vergisi oranını uygular ve ödenen tutarı yıllık vergiden mahsup eder; ticari veya mesleki kazanç sahibi gelir vergisi mükellefleri ise GVK m.103'teki tarifenin ilk gelir dilimine uygulanan oranı esas alır. Gelir İdaresi Başkanlığı kanuni süreleri sirkülerle sık sık uzattığından, takvime güvenmeden önce ilgili dönem sirkülerine bakılmalıdır.

Bir vergi tarhiyatına nasıl itiraz edilir?

İdari ve yargısal olmak üzere iki yol vardır ve seçim süreye bağlıdır. İdari yol, VUK ek m.1 kapsamındaki tarhiyat sonrası uzlaşmadır; ikmalen, re'sen veya idarece yapılan tarhiyatlara ilişkin vergi ziyaı cezaları ile kanuni haddi aşan usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarını kapsar. Bu had, 31 Aralık 2025 tarihli ve 33124 (5. mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 588 sıra no.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile 1 Ocak 2026'dan itibaren 40.000 TL'yi aşan tutarlar olarak belirlenmiştir. VUK m.359'da sayılan fiillere iştirak nedeniyle veya bu fiillere bağlı olarak kesilen cezalar uzlaşma kapsamı dışındadır. Yargısal yol ise VUK m.377'dir: mükellefler ve kendilerine vergi cezası kesilenler, tarh edilen vergilere ve kesilen cezalara karşı vergi mahkemesinde dava açabilir. Her iki yolda da süreler ihbarnamenin tebliği ile işlemeye başlar; dolayısıyla kalan süreyi belirleyen, dosyanın incelendiği tarih değil tebliğ tarihidir.

Bu konu sizinle mi ilgili?

Durumunuzu kısa bir görüşmede birlikte değerlendirelim.

Bize ulaşın